İstirdat Davası | İstirdat Davası Açma

15.10.2021
1.292
İstirdat Davası | İstirdat Davası Açma

İstirdat davası; bir icra sürecinde gerçekten borçlu olmadığı halde taşınır ya da taşınmaz mallarına maddi birikimine el koyulan kişinin kaybettiği maddi kıymeti olan unsurların iadesini talep etmesi manasına gelmektedir. İstirdat davası öncesinde kişilerin menfi tespit davası açması da mümkün kılınmıştır. Menfi tespit davasında icra takibi öncesi ya da sonrasında dava açılmasına olanak verilebilmektedir. Bu aşamada bireylerin borçlarını ödemiş olmaları durumunda ise menfi tespit davası açılması mümkün olmayacaktır. Bu aşamada sadece istirdat davası açılabilmektedir.

İstirdat Davası Ne Demek?

Borçlu istirdat davası; istirdat davası haksız yere bir borcu ödemek zorunda kalması durumunda açılan dava türüdür. Bu dava ile haksız yere ödemiş olduğu tutarın kendine iade edilmesini talep edebilmektedir. İstirdat davası sadece borcun ödenmesi durumunda açılabilecek bir dava türüdür. Borçlu olduğunuza dair icra takibi aşamasında henüz borcu ödemeden açabileceğiniz dava türü ise menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasının asıl amacı bu kişinin borç. Sahibi olmadığının kanıtlanmasıdır. Borç sahibi olmadığının kanıtlanması için açılan dava tek başına icra takibinin durdurulması için yeterli bir adım değildir. Bunun için ayrıca bir taahhüt verilerek ihtiyaten davanın açılması gerekmektedir. Sadece menfi tespit davasının açılması ne takip aşamasını engelleyecek ne de icranın yapılmasına engel oluşturacaktır.

İstirdat Davası Ne Zaman Açılır?

İstirdat davası; haksız yere borçlu gösterilerek bu borcu ödemek zorunda kalmanız durumunda açılabilmektedir. İstirdat davasının açılma aşamasında kişilerin cebren ödemeye mecbur bırakıldıkları tutarın iade edilmesi için adım atılır. Bu aşamada kesinlikle konunun uzmanı olan ve daha öncesinde bu şamada yetkinliğini yansıtmış avukatlardan destek almanız gerekmektedir. Avukat aracılığı ile gerekli olan başvuru adımlarının yerine getirilmesi, davanın tüm püf noktalarına uygun yürütülmesi sağlanacaktır.

Menfi tespit ve istirdat davası birbirini takip eden iki durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Hakkınızda bir icra takibi olması durumunda siz bu icra takibinin haklı bir gerekçe ile yapılmadığını düşünüyorsanız ve borçlu olmadığınızı iddia ediyorsanız menfi tespit davası açmanız gerekir. Ödeme yapmadan önce menfi tespit davasının açılması mümkün olacaktır. İcra takibinin öncesinde ya da sonrasında açılmasına olanak verilmektedir. Bu konuda herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığının da bildirilmesi gerekir.

İstirdat Davasını Kim Acar?

İlamlı icrada istirdat davası açan kişi borçlu olmadığı halde icra takibine uğrayan ve borcu cebren ödemek zorunda kalan kişi tarafından açılabilmektedir. Bu aşamada kişilerin istirdat davası ile alakalı bilmesi gerekenler;

  • Borçlu olarak gösterilen kişinin aslında borçlu olmadığının kanıtlanmasının sonrasında cebren ödemek zorunda kaldığı tutarın kendisine iade edilmesi sağlanacaktır.
  • İstirdat davasının açılması için bir senelik bir mühlet verilmektedir. Bu bir senelik sürede dava açma adımlarının yerine getirilmesi gerekir.
  • Borçlu olarak gösterilen ve ödeme yapmaya zorlanan kişinin davayı kazanması durumunda kaybettiği tutarın iade edilmesinin yanı sıra bu dava sürecine harcamış olduğu harç kalemlerinin de iade edilmesine karar verilecektir.

Alanında yetkin olan bir avukat ile iş birliği yaptığınız zaman başvuru adımının çok daha sorunsuz şekilde tamamlanması ve hak ihlalinin ortadan kaldırılması için gerekli adımların atılması mümkün kılınır.

İstirdat Davası Süresi

İstirdat davası süresi için kesin bir tarih belirtmek doğru olmayacaktır. Ancak bu tip davalar, genel anlamda 9 ay ya da 1 yıl aralığı içerisinde sürmektedir. Davanın içeriği ve dava içerisinde geçen iddialar bunların kanıtlanması bu kanıtların incelenmesi gibi durumlar söz konusu olabileceği için her davanın süresi değişkenlik gösterebilmektedir.

İstirdat davaları, kişilerin ödemek ile yükümlü olmadıkları halde ödemek zorunda kaldıkları borçların tahsisi için açılan dava türleridir. Ve bir yıl süre içerisinde gerçekleşen ödemeler bu dava içerisinde inceleme altına alınır. İncelemelerin detaylı bir şekilde yapılabilmesi ve bu incelemelerin bir karar bağlanabilmesi için haliyle bir miktar sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu süre zarfı davadan davaya göre farklılık içerecektir. Ancak en genel anlamda 9 ay ila 1 sene içerisinde davanın sonuçlanabileceği ihtimali söylenebilir. Yukarıda belirtilen sebepler göz önüne alındığında yaklaşık olarak 1 yılı aşan dava süreleri de literatürde bulunmaktadır.

İstirdat Davası Yerine Sebepsiz Zenginleşme Davası Açılabilir Mi?

İcrada istirdat davası kapsamında eğer koşullar uygun ise sebepsiz zenginleşme davasının açılmasına da olanak verilmektedir. İstirdat davasında normal koşullarda kişilerin biri sene içerisinde dava açması gerekmektedir. Bu bir senelik sürecin ihlal edilmesi durumunda 2 sene içerisinde sebepsiz zenginleşme davasının açılması mümkün kılınmaktadır. En azından istirdat için süreyi geçirmiş olsanız dahi sebepsiz zenginleşme başvurusunda bulunarak haklarınızı koruma yolunda adım atabilirsiniz.

İstirdat Davasında Tazminat

İstirdat davası türlerinde karar ne olursa olsun tazminat ödemesi yapılması gibi bir durum söz konusu değildir. Yani kısacası bu tip dava türlerinde borçlu sayılan kişinin lehine bir sonuç alınsa dahi tazminat ödenmesi gibi bir karar çıkarılmaz. Bu durum sadece farklı bir koşul sağlandığında gerçekleşebilir. Yani aslında dolaylı yoldan ve farlı bir dava türü dahilinde gerçekleşen bir tazminat ödemesi vardır. Bunu da şu şekilde açıklayabiliriz; örneğin menfi tespit davası gibi bir dava süreci içerisinde gelişen bir karar ile dava türü, istirdat davasına dönerse burada mahkeme tarafından icra inkar tazminatı doğrultusunda bir tazminat ödemesi yapılmasına karar verilebilir. Ancak doğrudan ve direkt bir şekilde istirdat davalarında tazminat ödemesi gibi bir karar söz konusu değildir. Bu konu da aslında istirdat davası nedir sorusunu nitelik yönünden açıklamaya yarayan bir konudur diyebiliriz.

İstirdat Davası Hangi Mahkemede Açılmaz?

Menfi tespit ve istirdat davası açma adımlarında asıl mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Dava açılacak olan mahkemenin belirlenmesi hususunda eğer alacaklı ve borçlu arasındaki ilişki farklı bir kategoride ise özel yetkili mahkemelerin de bu dava türüne bakabildiği görülmektedir. Avukatınız sizin davanızın hangi mahkeme kapsamında açılması gerektiği konusunda gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır. Aksi takdirde gerekli olan dava açma adımlarını usullere uygun yerine getirseniz dahi görevsizlik kararının verilebileceğinin ayrıca bildirilmesi gerekir.

İstirdat Hangi Yargılama Usulü?

İstirdat davası kapsamında borçlu olarak tanımlanan ve cebri tedbirler sebebi ile kendine ait olmayan bir borcu ödemek zorunda kalan kişinin dava açma adımını yerine getirmesi gerekir. Dava açma aşamasının sonrasında tabii olunan yargılama usulleri genel hükümler çerçevesinde şekillenecektir. Bu aşamada kendinin borçlu olmadığını kanıtlama yükümlülüğü ise borçlu olarak tabir edilen tarafa aittir. Bu noktada sunulan kanıtlar ile eğer kişinin gerçekten borçlu olmadığı ve haksız yere ödeme yapmak zorunda kaldığı fark edilirse istirdat davası üzerinden kişilerin el koyulan mallarının iade edilmesi mümkün kılınacaktır. Bu dava sürecinde ödenen harçların ve yapılan diğer gider kalemlerinin de istirdat davasını kazanan kişiye ödeneceğinin bildirilmesi gerekir.

İstirdat Davası Kısmi Açılır Mı?

İstirdat davası açma aşamasında tabi ki kısmi dava açılmasına da olanak verilmektedir. Bu noktada borcun bir kısmının kendinin olduğunu kabul eden borçlu tarafın ödemek zorunda bırakıldığı bir kısım borcun da kendine ait olmadığını kanıtlaması durumunda davanın kabulüne ve haksız yere ödemiş olduğu tutarın iadesine karar verilecektir. Bu süreç içerisinde daha öncesinde katılmış olduğu davalarda başarısını ispat etmiş olan hukukçular ile iş biriliği yapmak sizin için çok daha nitelikli olacaktır. Dava sürecinin maddi manevi çok daha az yıpratıcı olması için hukukçulardan yardım almanız tavsiye edilmektedir. Menfi tespit ve istirdat gibi haksızlığa uğradığınızın kanıtlanması üzerine kurulu olan dava türlerinde iş birliği kuracağınız avukata daha da dikkat etmelisiniz.

İstirdat Davası Eda Davası Mıdır?

İstirdat davası bir eda davası olarak tanımlanmaktadır. Eda davası olan istirdat başlığı altında atılan tüm adımlar İcra hukukuna bağlı olarak geliştirilmektedir. Borçlunun haksız yere ödeme yapmasının kanıtlanması durumunda bu haksızlığın ortadan kaldırılması yönünde koruma sağlanacaktır. Borçlu olan kişinin sahip olduğu mal varlığının borcu ödeyecek kadar kısmı hakkında İcra Dairesine bilgi vermek zorundadır. Bu aşamada yanlış bilgilendirme yapan kişilerin istirdat davasında olumlu yanıt alması söz konusu olmayacaktır.

Borçlunun beyan etmek zorunda olduğu mal varlığının sadece borcu kadar olduğunu da unutmamalısınız. Borcunu karşılayacak kadar mal varlığını beyan etmesinin sonrasında tüm mal varlığını beyan etmesi talep edilmeyecektir, böyle bir gereklilik de yoktur. İstirdat davası sırasında kişilerin ödeme emrine itiraz etmesine de olanak verilmektedir. Tüm bu itirazların ilerleyen aşamalarda itiraz davası açma sürecine de etki edeceğinin belirtilmesi gerekir. İstirdat davasının sonucu olarak hapisle tazyik kararının çıkabileceğinin de unutulmaması gerekir. gerekli olan geri ödeme sağlanmazsa bu cezanın hükme dönüşmesi sağlanır.

İstirdat davası, bir kişinin icra takibinin ardından borcu bulunmamasına rağmen, söz konusu paranın iade edilebilmesini sağlayabilmek için açılır. Bunun belli şartları mevcuttur. Uzman, kanunları iyi bilen bir avukat, sizin adınıza kolaylık anlamına gelir.

İstirdat Davası Ne Demek?

Borçlu istirdat davası kapsamında ilgili süreç, hakkında icra takibi başlatılmış olan bir kişi tarafından açılabilmektedir. Buna göre ilgili şahıs, bazen icra kararına itiraz etmediği gibi bazı durumlarda ise yapılmış olan itirazdan hiçbir sonuç çıkmayabilir. İşte böyle hallerde kişi, hukuki kararın vermiş olduğu icra korkusundan dolayı, borcunun bulunmamasına rağmen bunu ödemektedir. Böyle hallerde ödenen bu miktarın geri alınabilmesi adına dava açılması mümkündür. Kanun tarafından bu tip bir hak tanınmıştır. İcrada istirdat davası söz konusu olduğunda sürece bir avukatın kesinlikle dahil olması şarttır.

İstirdat Davası Şartları Nelerdir?

İstirdat davası şartları şöyledir;

  • Borçlu olmadığını açık bir biçimde ifade etmesine rağmen veya borcu bulunmaması halinde bile ödeme yapan bir kişinin bu davayı açabilmesi noktasında bir sorun söz konusu değildir.
  • Borcu bulunmayan ancak ödeme yapması halinde dava açmayı düşünen şahıs, ödemeye yönelik gelmiş olan emre itiraz etmediği hallerde, bu davayı açabilmektedir. Burada dikkat çeken temel noktalardan birisi itirazın kesin bir biçimde kaldırılması detayının bulunmasıdır.
  • Ödeme yükümlülüğüne sahip olmayan, ortada bulunmayan bir borcun bulunması gerekmektedir. Böyle haller dava açabilmek için tanımlanmış olan şartların içinde öne çıkar. Bu ifa edilmiş olsa bile, buna rağmen olmayan bir borç durumu mevcuttur. Bu da davanın açılabilmesi için kesinlikle yeterlidir.
  • Davayı açmayı düşünen kişinin, ilgili ödemeyi mutlaka cebri icra olarak tanımlanmış bir tehdit altında gerçekleştirmiş olması mühimdir. Açılmış olan icra takibi sonrasında ödeme yapmaya zorlanma halinin bulunması gerekiyor.
  • İcra takibinin başlatılmasının ardından ilgili kişinin bu davayı açabilmesi için bu takibin devam etmesi bir ön koşul olarak dikkat çeker.

İstirdat Davasını Kim Acar?

İstirdat davası açabilecek olan kişilerin kimler olduğu kanun tarafından çok açık bir biçimde ifade edilmiştir. Buna göre borçlu olmayan bir insan bunu açabilmektedir. Ancak burada önemli olan nokta, kesinlikle ödenmesi gereken bir borcu bulunmamasına rağmen kişinin bunu göz ardı ederek ödemeyi gerçekleştirmesi mühimdir. Burada bir zorunluluk ortaya çıkar. Özellikle söz konusu kavram icra olduğunda, bazı kişiler haklı olmasına rağmen mallarına haciz durumunun gelmemesi için parayı ödemektedir. Böyle hallerin sonrasında kanun onlara geri ödeme hakkını tanır. Bu da ancak dava açılması ile mümkündür.

Bunun yanı sıra sahip olunan borca dair takip yapılması sonrasında bir şahıs adına, üçüncü bir kişinin ödeme yapması da karşı karşıya kalınmış durumların içinde öne çıkar. Her ne kadar üçüncü şahıs ödeme yapmış olsa da, borçlu olarak tanımlanmış sıfat icra takibi gerçekleştirilmiş kişi üzerinde olmasından dolayı üçüncü şahsın dava açma hakkı söz konusudur.

İstirdat Davası Yerine Sebepsiz Zenginleşme Davası Açılabilir Mi?

Sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davası açılabilir. Ancak bunun için tanımlanmış olan birtakım şartların bulunması lazım ve bunlar şöyledir;

  • Hakkında icra takibi olmayan bir kişi bu tip bir dava sürecini başlatamaz.
  • Bundan dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle konuyu mahkemeye taşımaya hakkı yoktur.
  • Fakat TBK madde 78 içerisinde açık bir biçimde ifade edildiği üzere sebepsiz zenginleşme davasının açılması mümkündür.
  • Burada dikkat çeken temel nokta ise icra takibinin kesinlikle söz konusu olmamasıdır. Ancak bunun sonrasında ilgili gerekçe üzerinden konunun yargıya taşınması mümkündür.

İstirdat Davası Arabuluculuğa Tabi Mi?

İstirdat davası arabuluculuk konusu en çok merak edilen hususların içinde öne çıkar. Buna göre davanın doğrudan bir biçimde istirdat şeklinde açılması halinde, alacak talebi öne çıkar. Zaten bu tip davaların açılmasının temel amacı, kişinin haksız yere ödemiş olduğu paranın tahsil edilmesini sağlamaktır. Bunun sonrasında kesinlikle arabuluculuğa tabi olduğunu görmekteyiz.

3 Kişi İstirdat Davası Açabilir mi?

3 kişinin aynı anda bu davayı açması söz konusu değildir. Bununla alakalı olarak tanımlanmış detaylar şöyledir;

  • Borcu olmadığı halde bir kişi sanki borçluymuş gibi para ödemek zorunda kalıyorsa buna dair dava açabilme hakkına sonuna kadar sahiptir ve buna istirdat davası adı verilir.
  • Üçüncü kişi ise bu tip bir davayı açamaz.
  • Borçlu olan şahsın bunu açması temel bir kural olarak ifade edilmiştir.

3. Kişi İstirdat Davası Açabilir mi?

İstirdat davalarında 3. Şahısların dava açabilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü bu dava, borçlu sayılan kişi ile alacaklı arasında görülen bir dava türüdür. Yani bu dava içerisinde davayı açan kişi ( borçlu olan kişi ) kendi menfaatlerini savunacaktır. Davanın asıl sebebi de buna dayanmaktadır. Bu yüzden istirdat davalarını üçüncü bir şahsın açması gibi bir durum söz konusu değildir. Ayrıca istirdat davasında harici kişi ya da kişilerin de yer alması doğru değildir. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi bu dava türünde sadece borçlu ve alacaklı kişilerin yer alması uygun olacaktır. Davayı açacak olan kişi de mağdur olmuş yani icra takip süresi zarfında iddia edilen borçları ödemeye başlamış olmalıdır. Aksi takdirde bu takip süresinden önce yapılan ödemeler dava içerisinde kabul edilmeyecektir. Yani bu ödemeler resmi olarak tanınmayacaktır. Bu yüzden ödemelerin mutlaka icra takip süresi içerisinde ödenmeye başlanmış olması büyük bir önem teşkil eder.

Ancak az önce belirttiğimiz gibi istirdat davası için 3. Kişilerin dava açabilmesi ya da dava üzerinde hak iddia edebilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Eğer 3. Kişilerin aynı sebeplerden yaşadığı bir mağduriyet söz konusu ise o zaman bu da başka bir dava türü içerisinde değerlendirilecektir.

İstirdat ve Menfi Tespit Davası Aynı Anda Açılabilir mi?

İstirdat davası ve menfi tespit davası aynı anda açılabilir mi: En çok merak edilen soruların başında gelen bu sualin yanıtı hayırdır. Çünkü bunlar farklı kavramlar olmasının yanı sıra değişik amaçlar söz konusudur. Menfi tespit davalarında, borçlu olarak gösterilmiş, bundan dolayı hakkında icra takibi başlatılmış, ancak buna rağmen kişinin borcunun olmadığı hallerde, söz konusu şahsın hakkını arayabilmesi için açılması gereken bir dava olarak dikkat çeker. Bu bir tespit davasıdır.

Buradaki temel hedef kişinin bir borcunun olmadığını kanıtlamasıdır. İki davanın da aynı kanun içinde tanımlanmış olduğunu görmekteyiz. Ancak bu aynı anda sürecin başlatılması anlamına hiçbir şekilde gelmez. Her şeyden önce tanımlanmış olan şartlar farklıdır. Burada dikkat çeken son derece önemli bir ayrıntı vardır.

Buna göre borçlu olan kişi, menfi tespit davasının ardından tedbir kararı söz konusu değilse ve aynı zamanda borç ifade edilip ödendiyse, bunun ardından ilgili dava bir istirdat şeklinde sürebilmektedir. Tek ortak nokta budur. Diğer ihtimaller ve davanın beraber açılması, hukuk kurallarına göre kesinlikle mümkün değildir.

İstirdat Davası Dilekçe Örneği Nasıl?

İstirdat davası dilekçe örneği nasıl: İstirdat davası açmak isteyen kişilerin şu şablona göre dilekçe doldurması temel bir kural olarak karşımıza çıkar;

  • İlk olarak davacı olan şahsın hem adını hem de soyadını belirtmesi lazım.
  • Bunun ardından ikamet edilen adresin tüm ayrıntılarıyla beraber dilekçeye yazılması çok önemli bir kuraldır.
  • Ardından ise vekil söz konusu ise bunun isim ve soyadı eklenmelidir. Bu tip davalarda sürecin daha kısa sürmesi ve aynı zamanda istenildiği gibi sonuçlanması kesinlikle bir avukatın dahil olmasıyla yüksek bir ihtimaldir.
  • Aynı zamanda davalı olan kişinin kimlik bilgilerinin yazılması da bir diğer ayrıntı olarak dikkat çeker.
  • Davalının adresini, mahkeme dilekçesine eklemek şarttır.
  • Konunun buradan ifade edilmesi lazım. Çok uzun olmayacak şekilde, güzel bir dil kullanarak, meramınızı net şekilde anlatmak zorundasınız.
  • Dava değerine dair meblağın yazılması da mühim bir detay olarak karşımıza çıkar.
  • Konuya dair ifade edilmesi gereken açıklamalar söz konusu ise bunların mutlaka sıralı bir biçimde yazılması lazım.
  • Hukuki gerekçelerin açıklanmasının ardından hem davacının hem de onun vekilinin imza atması mühimdir.

İmza atılması ve ilgili günün tarihinin belirtilmesinden sonra dilekçenin doldurulması işlemi de sona ermiş olur. Borçlu kişinin 1 yıl içinde yani ödemeyi takip eden 12 aylık dönemde bu davayı açması şarttır.

İlginizi Çekebilir;

https://yaseminmersin.av.tr/menfi-tespit-davasi/

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Yasemin Mersin
Av. Yasemin Mersin
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabiliriz?